Uluslararası %100 Yenilenebilir Enerji Konferansı

YÜKSEL YALÇIN

İBB İştiraki İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü

YÜKSEL YALÇIN

İBB İştiraki İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü

Yerel Yönetimlerde Enerji Yönetimi

 

Abstract

İlgili sunumda, yerel yönetimlerde enerji yönetimini, iklim değişikliğiyle mücadele sürecindeki rolüyle birlikte ele alınmıştır. Enerji yönetimi artık yalnızca teknik bir konu değildir. Belediyelerin hizmet kalitesini, mali sürdürülebilirliğini, iklim hedeflerini ve kent yaşamının geleceğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim alanıdır. Bu nedenle sunum boyunca hem küresel iklim gündemini hem de şehirlerin bu gündemde üstlenmesi gereken sorumlulukları birlikte değerlendirilmektedir.

İklim değişikliği, artık geleceğe ilişkin uzak bir risk olmaktan çıkmış; şehirlerin bugün karşı karşıya kaldığı temel gerçeklerden biri haline gelmiştir. Sunumda yer alan sıcaklık anomalisi görselleri, 1880’den 2025’e kadar dünyanın nasıl değiştiğini açık biçimde göstermektedir. Verilere göre dünya, 2025 yılında sanayi öncesi dönem ortalamasına göre yaklaşık 1,44 °C daha sıcaktır. Ayrıca son 10 yıl, kayıtların tutulduğu dönem içindeki en sıcak yıllar olarak öne çıkmaktadır. Bu tablo, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; ekonomik, sosyal ve kentsel bir yönetim meselesi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle şehirlerin yeni normali; iklim değişikliğine uyum sağlamak, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve kaynakları daha akıllı yönetmek üzerine kurulmalıdır.

Küresel ölçekte sera gazı emisyonları artmaya devam etmektedir. Sunumdaki grafiklerde de görüldüğü üzere, 2024 yılında küresel toplam sera gazı emisyonu 53.200 milyon ton CO₂ eşdeğeri seviyesine ulaşmıştır. Türkiye açısından bakıldığında da benzer bir artış eğilimi görülmektedir. Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonu 1990 yılında 229 milyon ton seviyesindeyken, 2024 yılında 584,5 milyon tona yükselmiştir. Bu artış; enerji, ulaşım, sanayi, binalar ve atık yönetimi gibi alanlarda daha güçlü ve bütüncül politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Yerel yönetimler bu noktada kritik bir konumdadır. Çünkü emisyonların önemli bir bölümü şehirlerde oluşmakta, aynı zamanda çözümün uygulanacağı alan da yine şehirler olmaktadır.

İklim değişikliğiyle mücadele, uzun yıllardır uluslararası gündemin önemli başlıklarından biridir. 1992 Rio Zirvesi ile başlayan süreç, 1997 Kyoto Protokolü, 2005 C40 girişimi, 2015 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris İklim Anlaşması ile daha güçlü bir çerçeveye kavuşmuştur. 2019 yılında Avrupa Yeşil Mutabakatı ile emisyonların azaltılması, ekonomik büyümenin kaynak kullanımına bağımlılığının azaltılması ve yeşil dönüşüm hedefleri daha somut hale gelmiştir. Türkiye’de ise Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte iklim politikaları daha belirgin bir yön kazanmıştır. Bu süreç bize şunu göstermektedir: İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca ulusal politikalarla değil, yerel düzeyde uygulanabilir ve ölçülebilir eylemlerle başarıya ulaşabilmektedir.

Şehirler, iklim krizinin hem kaynaklarından biri hem de etkilerine en açık alanlardan biridir. Dünya yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’ünü kaplayan şehirler, küresel emisyonların yaklaşık yüzde 70’ini üretmektedir. Bu oran, kentlerin iklim politikalarındaki belirleyici rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Bunun yanında şehirlerde enerji ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Artan nüfus, büyüyen hizmet alanları, ulaşım talebi, altyapı ihtiyacı ve bina stoku, yerel yönetimlerin enerji tüketimini daha karmaşık hale getirmektedir. Geleneksel altyapılar bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalabilmekte ve sürdürülebilirlik hedeflerini zorlaştırmaktadır. Aşırı hava olayları, kentsel ısı adası etkisi, kuraklık ve altyapı kırılganlığı da şehirleri doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle stratejik çözüm, akıllı şehir yaklaşımı ile enerji yönetimini bir araya getirmektir. Akıllı şehir; dijital teknolojileri kullanarak enerji tüketimini izleyen, kaynakları verimli yöneten, emisyonları azaltan ve kentsel hizmetleri iklim hedefleriyle uyumlu hale getiren bir yönetim ekosistemidir.

Yerel yönetimler için en önemli araçlardan biri Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışmalarıdır. SECAP, bir kentin mevcut sera gazı emisyon durumunu ortaya koyan, iklim risklerini değerlendiren, azaltım hedeflerini belirleyen ve bu hedeflere ulaşmak için somut eylemler tanımlayan stratejik bir plandır. SECAP yalnızca bir rapor değildir. Zaman çizelgeleri, sorumluluklar, paydaşlar, tahmini etkiler ve izleme süreçleriyle birlikte yerel yönetimin enerji ve iklim vizyonunu yönetilebilir hale getiren bir yol haritasıdır. Bu kapsamda 2030 yılı için yüzde 40 emisyon azaltımı ve 2050 yılı için karbon nötr hedefi gibi uzun vadeli hedefler, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine yön vermektedir. SECAP yaklaşımı yalnızca belediyeler için değil; sanayi bölgeleri, üniversiteler, kampüsler, kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları için de uygulanabilir bir çerçeve sunmaktadır.

Yerel yönetimlerde SECAP çalışmaları; çalışan eğitimleri, sera gazı emisyon azaltım hedefleri, yenilenebilir enerji sistemleri, akıllı aydınlatma, elektrikli araç şarj istasyonları, verimli atık yönetimi ve paydaş katılımlı çalıştaylar gibi adımları kapsar. Endüstriyel SECAP yaklaşımında enerji etütleri, enerji yöneticisi ataması, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, sınırda karbon düzenlemesi kapsamında karbon ve su ayak izi çalışmaları ile sürdürülebilirlik raporlaması öne çıkar. Kampüs SECAP çalışmalarında ise yeşil kampüs yaklaşımı, bina enerji etütleri, ISO 50001, kurumsal sera gazı envanteri, sürdürülebilirlik eylemleri, ısı pompası uygulamaları, yenilenebilir enerji ve akıllı aydınlatma gibi başlıklar önem kazanır. Böylece enerji ve iklim yönetimi farklı ölçeklerde uygulanabilir hale gelir.

İstanbul Enerji, yerel yönetimlerin sürdürülebilir enerji dönüşümünde farklı başlıklarda hizmet sunan bir yapı olarak konumlanmaktadır. İstanbul Enerji faaliyet alanları; biyokütle enerji üretimi, yenilenebilir enerji sistemleri, SECAP çalışmaları, elektrikli araç şarj istasyonları, aydınlatma yönetimi, enerji verimliliği ve akaryakıt yönetimi başlıklarından oluşmaktadır. Bu başlıklar birbirinden bağımsız değildir. Örneğin enerji verimliliği çalışmaları, belediyenin işletme maliyetlerini azaltırken emisyon azaltım hedeflerine de katkı sağlar. Yenilenebilir enerji sistemleri, kentin kendi enerjisini üretme vizyonunu destekler. Elektrikli araç şarj altyapısı ise ulaşımda düşük karbonlu dönüşümün önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla yerel yönetimlerde enerji yönetimi, tek bir proje alanı değil; çok başlıklı, veri temelli ve sürekli iyileştirme gerektiren bir yönetim yaklaşımıdır. İklim ve enerji yönetimi alanındaki çalışmaların güçlü şekilde yürütülebilmesi için kurumsal kapasite büyük önem taşır. İstanbul Enerji’nin 2021’den beri Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yer alması, bu alandaki kurumsal gücün ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımının bir göstergesidir.

Yerel yönetimlerin enerji dönüşümünde yalnızca teknik bilgi değil; proje geliştirme, uygulama, izleme, raporlama, finansman ve paydaş yönetimi gibi çok boyutlu bir kapasiteye ihtiyaç vardır. Bu nedenle güçlü bir kurumsal yapı, belediyelerin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir destek unsurudur.

İstanbul Enerji’nin SECAP çalışmaları farklı ölçeklerdeki yerel yönetimlere yayılmış durumdadır. Çorlu, Büyükçekmece, Edirne, Küçükçekmece, Tekirdağ Büyükşehir, Kırklareli, Beylikdüzü, Adalar, Muğla Büyükşehir, İzmir Büyükşehir, Ortahisar, Beşiktaş, Sarıyer, Silivri, Ardahan, Şişli, Kartal, Çatalca, Eyüpsultan, Bayrampaşa, Hopa ve Zonguldak belediyeleri bu referanslardan bazılarıdır. Bu geniş çalışma alanı, SECAP yaklaşımının farklı kent ölçeklerinde uygulanabileceğini göstermektedir. Büyükşehirlerden ilçe belediyelerine, kıyı kentlerinden iç bölgelere kadar farklı coğrafyalarda enerji ve iklim eylem planlarının hazırlanması; yerel ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş çözümler geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu deneyim, yalnızca rapor üretimi açısından değil; veri toplama, emisyon envanteri hazırlama, hedef belirleme, eylem geliştirme, çalıştay yürütme ve uygulama izleme süreçleri açısından da önemli bir birikim oluşturmaktadır.

Günümüzde enerji ve iklim yönetimi giderek daha fazla dijital altyapıya ihtiyaç duymaktadır. Dijital İklim Merkezi bu ihtiyaca yanıt veren bütünleşik bir çözüm yaklaşımıdır. Şehirlerden binalara, üniversitelerden kamu ve özel sektör kuruluşlarına kadar geniş bir alanda; enerji yönetimi, SECAP hazırlığı ve emisyon takibi süreçleri tek bir platform üzerinden dijital olarak yönetilebilir. Bu yaklaşım, karar vericilere güncel veriye dayalı analiz yapma ve ilerlemeyi izleme imkânı sağlar. Dijital İklim Merkezi kapsamında sera gazı envanteri, enerji izleme, SECAP yol haritaları, ISO 50001 danışmanlığı, VAP danışmanlığı, karbon envanteri ve veri akışı gibi başlıklar aynı ekosistem içinde değerlendirilebilir. Böylece yerel yönetimler yalnızca hedef koyan değil, hedeflerini izleyen ve yöneten kurumlar haline gelir.

Yerel yönetimlerin enerji ve iklim alanında daha güçlü bir yapıya ulaşabilmesi için sistematik bir yol haritasına ihtiyaç vardır. Bu yol haritasının ilk adımlarından biri, büyükşehir belediyelerinde enerji iştirak şirketlerinin ve yerel yönetimlerde enerji yönetim birimlerinin kurulmasıdır. Bunun yanında SECAP çalışmalarının hazırlanması, belediyelerin kendi enerjisini üreten bir vizyon geliştirmesi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemlerinin etkin şekilde kurulup yönetilmesi önem taşımaktadır. Belediye sınırları içindeki kurum, eğitim ve ticari yapıların enerji dönüşümünün hızlandırılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Enerji ve çevre konusunda sürekli bilgilendirme, eğitim ve uygulama modellerinin geliştirilmesi; ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki eğitim kurumlarıyla enerji teknolojileri alanında ortak çalışmalar yürütülmesi, dönüşümün toplumsal sahiplenmesini artıracaktır. Ayrıca çatı GES uygulamalarının imar planlarına işlenmesi, uygun alanlarda RES, GES, JES ve BES yatırımlarının gerçekleştirilmesi, akıllı ve yeşil binaların yaygınlaştırılması, bisiklet altyapısının güçlendirilmesi, araçsız ulaşım alanlarının artırılması ve elektrikli araç şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması yerel enerji vizyonunun somut adımları arasında yer almalıdır.

Sonuç olarak yerel yönetimlerde enerji yönetimi, iklim değişikliğiyle mücadelede en kritik uygulama alanlarından biridir. Belediyeler; enerji tüketimini ölçen, veriyi yöneten, emisyonlarını izleyen, yenilenebilir enerji yatırımlarını artıran ve vatandaşları bu dönüşümün bir parçası haline getiren kurumlar olmalıdır.

 

Biyografi

Yüksel Yalçın, 1970 yılında dünyaya geldi. 1992 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümünde lisans eğitimini bitirdi. Beykent Üniversitesi Genel İşletmecilik Bölümü’nde yüksek lisansını, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ise işletme doktorasını tamamlayarak doktor unvanını elde etmiştir.

1992 yılında profesyonel iş yaşamına başlayan Yalçın, ilk olarak otomotiv sektöründe, Kalite Yönetimi ve aydınlatma sektöründe Üretim Planlama ve Kalite Yönetimi alanlarında çalıştı. Kurucusu olduğu danışmanlık firması ile başta üretim sektörü olmak üzere çok sayıda firmada Yönetim Sistemleri Danışmanlık çalışmalarını yürüttü. Sonrasında, Japon ortaklı Endüstriyel Mutfak Sektöründeki Öztiryakiler firmasında, son 7 yılı Genel Müdürlük olmak üzere 25 yıla yakın görev yapan Yalçın, Kasım 2020 yılı itibarı ile İBB İştiraklerinden İstanbul Enerji AŞ’nin Genel Müdürü olarak atanmış olup, Şubat 2022 yılı itibarı ile yine İBB İştiraklerinden olan İSETAŞ’ta Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığını eş zamanlı olarak yürütmektedir. Akademik alanda ise İstanbul Kültür Üniversitesi’nde lisans, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yüksek lisans derslerinde öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Dr.Yüksel Yalçın, halen GÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmekte olup, aynı zamanda BEYSİAD Yönetim Kurulu üyeliği, BÜYİD danışma kurulu başkanı, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, Gümüşhane Üniversitesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, Gelişim Üniversitesi Sektör Danışma Kurulu Üyeliği dahilinde çalışmalar yürütmektedir. Öncesinde Türk Mühendisleri Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, GÜMÜP Başkanlığı, Türkiye Kojenerasyon Derneği Üyeliği gibi teknik tabanlı STK larda önemli görevlerde bulunmuştur. TİM-İDMMİB bünyesinde gerçekleştirilen proje yarışmalarında Proje Yönetimi Eğitim Koordinasyonu Jüri ve Kurul Üyelikleri,
devlet destekli Turquality Programı’nın YTÜ-SEM Eğitim Programı Koordinatörlüğü, Ulusal Markalaşma Programları, Belçika’da Sosyal Uygunluk Programlarının küresel firmalara sunumları, Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi, Stratejik Girişimcilik, Proje Yönetimi gibi yönetim sistemleri
konularında özel sektör katılımcılarına ve birçok üniversitede eğitim programlarına katkı sağlamıştır.

Şu ana kadar yayınlanmış dört kitabı bulunmakta olup çok sayıda ulusal ve uluslararası yayınlanmış makalesi bulunmaktadır. Dr. Yüksel Yalçın, evli ve üç çocuk babasıdır